DP milletvekillerinin özlük haklarının iadesi davasının ilk duruşması yapıldı

23 Mayıs 2014

DP milletvekillerinin özlük haklarının iadesi davasının ilk duruşması yapıldı

CİHAN HABER AJANSI -Ankara

AHMET ŞİNOFOROĞLU, FETHİ BARUT | ANKARA – 22.05.2014 13:12:38

11. Dönem Demokrat Parti (DP) Manisa Milletvekili Orhan Ocakoğlu’nun oğlu Samet Ocakoğlu ile 27 Mayıs mağduru 9 DP bir zamanlar bizlerde çocukturmilletvekilinin çocukları tarafından, darbe nedeniyle milletvekillerine ödenmeyen 18 aylık milletvekili maaşının ve diğer özlük haklarının iadesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) açılan davanın ilk duruşması yapıldı.

 

Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya Ocakoğlu ve diğer milletvekillerinin avukatı Gökhan, TBMM avukatı ve Kütahya Bağımsız Milletvekili İdris Bal katıldı. 

IMG_6441
“DARBE DAVALARI İLE İLGİLİ ADIMLAR ATILMALI

Bal açıklamalarına şöyle devam etti: “Şu anda adı koyulmamış bir şekilde hukuk, anayasa zorlanmıştır. Yargı üzerinde, devlet kurumları üzerinde ciddi vesayet oluşturulmuştur. 20 bin 000 civarında polis oradan oraya savrulmuştur. HSYK düzenlemesi iptal edilmeseydi yargı üzerinde de çok ciddi baskı vardı. Bu düzenleme iptal edilmeden çok stratejik noktalara tayinlerle yine yargı üzerinde baskı devam ettirilmek istenmektedir. Burada ciddi bir samimiyetsizlik vardır ve acilen bizim ülke olarak normalleşmemiz lazım. Öncelikle bırakın eski darbeleri şu anda hükümet, Başbakan, Bakanlar Kurulu ve Meclis’in çoğunluğu ciddi anlamda devlet kurumları üzerinde baskı yapmaktadır. Medya üzerinde, yargı üzerinde, polis üzerinde, istihbarat üzerinde; bunun normalleşmesi gerekir. Zira başbakanlar, siyasetçiler gelir geçer ama devlet kurumları ve devlet var olmaya devam eder. afganlı bastiDNA’sı ile oynamamak lazım. Devlet kurumlarının, polisin, istihbaratın, yargının saygınlığına zarar vermemek gerekiyor ve bununla beraber samimi olmak gerekiyor. 60-71-80 ve diğerleriyle ilgili bu darbe ve müdahalelerle ilgili somut adımlar atılmalı, mağduriyetler giderilmeli ama gelin görün ki, darbelerle alakalı davalar ciddi anlamda sulandırılmıştır. Ben siyasi iradenin de ciddi anlamda bu sulandırmadan sorumlu olduğunu düşünüyorum. Hatta karar verilen davalarla ilgiliAdnan Menderes ile yargılama gibi yeni bir kapı açılmaktadır. Siyasi iradeyi davet eden insanlar, aktörler, konuşmacılar kumpas gibi söylemlerle aslında darbeye karşı, vesayete karşı mücadele hususunda samimi olmadıklarını da ispat etmişlerdir. Bizim samimiyete ihtiyacımız var. Demokrat olarak nerede ne zaman darbe oldu ise mağduriyet varsa bunun çözümlenebilmesi için mağduriyetlerin giderilebilmesi için adım atmamız gerekiyor ve her şeyden önemlisi acilen normalleşmemiz gerekiyor. Şu anda günümüzde olanlar normal değildir. Şu anda adı konulmamış şekilde güç elde edilmiştir. Yargı, polis ve diğer kurumlar üzerinde baskı vardır.”

Avukat Gökhan Karateke ise şu ifadeleri kullandı: “Bugün bizim açmış olduğumuz 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dava 1961 askeri darbesiyle mağdur olan 9 Demokrat Parti milletvekillerinin çocuklarının açmış olduğu bir davadır. Bunların merhum milletvekilleri babaları 1957 Kasım ayında milletvekili olarak seçilmişlerdi. 4 yıllığına milletvekili olarak seçildiler. 1961 Kasım ayında milletvekillikleri sona erecekti. 27 Mayıs 1960’ta bir askeri darbe yapıldı. Askeri darbe yapılmasıyla milletvekillikleri hukuka aykırı bir şekilde sona erdi. Bu 18 aylık maaş ve sosyal haklar için TBMM aleyhine bir dava açtık. Bu görülecek dava onla ilgilidir.”

CİHAN HABER AJANSI- Ankara

 

 

 

Reklamlar

Naci Akın’ın – 23 Nisan başlıklı makalesi – NE ANLATACAKSINIZ O ÇOCUKLARA-

29 Nisan 2014

NACİ AKIN……. ” NE ANLATACAKSINIZ ?  O ÇOCUKLARA” 

selendi medya – 23.04.2014 https://sametocakoglu.wordpress.com/2010/12/07/marka-sehir-izmir/

23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK BAYRAMI KUTLU OLSUN

Bugün 23 Nisan Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun ve hakimiyetin bila kaydı şart millete ait olduğunun tüm dünyaya ilanının 94. Yıl dönümü. 23 Nisan 1920 Türkiye’nin, hürriyete, bağımsızlığa, Cumhuriyete ve demokrasiye doğru attığı adımların başlangıcıdır. Bana göre bu Meclis Gazi Mustafa Kemal’in en büyük eseridir…

O Meclis ki; ülkemin ordusu dağıtılmış, tersanelerine el konulmuş, topraklarının büyük çoğunluğu işgal edilmiş, Devleti idare edenlerin işgalcilere boyun eğmiş olduğu bir dönemde milletin hürriyet ve bağımsızlık yönündeki iradesini ortaya koymuş, ülkesine, vatanına, devletine ve milletine sahip çıkmıştır.

O Meclis ki; Edirne’nin Keşan’ından, Erzurum’un Karayazısına, Niğde’nin Ulukışla’sından, Manisa’nın Demirci’sine, Samsun’un Havza’sına, Antalya’nın Serik’ine, Diyarbakır’ın Licesi’ne, Muğla’nın Milas’ına kadar her karış vatan toprağının üzerinde yaşayan aziz milletimizin her ferdinin hak ve hukukunu korumuş, hürriyet ve istiklaline yeniden kavuşma azim ve kararlılığına tercüman olmuş, semalarından ay yıldızlı bayrağın inmemesi, minarelerinden ezan sesinin susmaması için canları ve kanları pahasına mücadele etmiştir.

O Meclis ki; Top seslerinin Ankara’dan duyulur hale geldiği, muhalefet seslerinin yükseldiği günde bile kapılarını açık tutmasını bilmiş, milletin iradesini her şeyin üstünde tutmuş, kararlarına yansıtmasını bilmiştir.
O meclis ki; Millet iradesinin en üstün irade olduğunu kabullenmiş, millet iradesini asla ve asla hataların, kusurların, günahların, yolsuzluk şaibelerinin üstünü örtmek için kullanmamıştır.

Bugün egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunun tescil ve ilan ediliş günüdür böyle bir günü dünyada bayram olarak kutlayan başka bir ulus var mıdır bilmiyorum, ama bugünün kıymetini acaba ne kadar bilebiliyoruz, algılayabiliyoruz? Geride kalan 94 yıl içerisinde Gazi Mustafa Kemal’in bu en büyük eseri iki defa, hem de onun adına olduğu yalan ve iddiasıyla kapatılmıştır, bir keresinde de iradesi muhtıra ile gasp edilmiştir. Buna karşılık bu yüce meclis kendini korumak adına ne yapmıştır?

Elbette ki, tanklara karşı direnmesini, milletini askeri ile karşı karşıya getirip kardeşkanı dökülmesine sebep olmasını beklemiyorduk. Ancak, en azından düzmece mahkemelerde, düzmece iddialarla millet iradesi mahkum edilmeye çalışılırken, diğer taraf yangına körükle gitmek yerine milli irade yanında duruş sergileyebilirdi. Nahak yere milletin iradesiyle seçilmiş başbakan ve arkadaşları darağacına gönderilirken, en azından İngiltere Kraliçesi ve hür dünyanın liderleri kadar bir tepki koyabilirdi. Bunu yapabilmiş olsalardı ne 12 Martlar ne de 12 Eylüller olmazdı. Bunu yapabilmiş olsalardı bu ülkede bir daha siyasi dar ağaçları olmazdı.

Bugün 23 Nisan, bugün çocuklar birkaç dakikalığına da olsa, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis başkanlığı koltuğuna oturacaklar.

Ne anlatacaksınız o çocuklara?

Milli iradenin zaman zaman gasp edilebileceğini, bunun normal olduğunu, askeri vesayeti kaldırmak adına ordunun zaafa uğratılması gerektiğini, komutanlarına kumpas kurulması gerektiğini, vesayet rejimini kaldırmak adına yasamanın ve yargının kuşatılması gerektiğini, her şeyin tek otoritenin emirleri ile olması gerektiğini, sandıkta tüm yolsuzlukların temizlenebileceğini falan mı anlatacaksınız? Bu çocuklar harika, yemezler. Dünya parmaklarının ucunda her şeyi görüp takip edebiliyorlar. Bilgi çağında, internet çağında yaşıyorlar, interneti de kapatsanız, twitteri, youtubeu da yasaklasanız, dünya çocuklarının hem de Türkçe konuşup, Türkçe şarkılar söylediği Türkçe Olimpiyatlarını da yasaklasanız onlara engel olamazsınız.

Bu bayramın ev sahibi TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek. Bugün gene çıkacak millet egemenliğinin faziletlerinden söz edecek, yüce meclis, demokrasi, milli irade falan diyecek. İyi de önce o yüce meclisin milli iradenin gasp edilmesinin önüne geçmesi, millet egemenliğine sahip çıkması gerekmez mi?

Darbeleri araştırma komisyonunu boşuna mı kurdunuz?

Raporları kale alınmayacaksa, kararları uygulanmayacaksa göz boyamak için mi kurdunuz bu komisyonu demezler mi? Bu da nereden çıktı mı diyorsunuz, anlatayım…

Samet Ocakoğlu 11. Dönem(1957) DP Manisa Milletvekilinin oğludur. Benim çocukluk arkadaşım, 27 Mayıs darbesi sabahını Ankara’da Hatay Sokak Akyol apartmanında birlikte yaşayanlardanız. Darbe mağduruyuz kısacası. Bu arkadaşımız işini gücünü bırakmış, yıllardır kendini 27 mezaliminin haksızlığını ortaya koymak için çaba harcıyor, bir taraftan da hukuk mücadelesi veriyor.

Ocakoğlu geçtiğimiz günlerde 27 Mayıs mağduru milletvekillerinin varisleri adına gasp edilen haklarının iadesi için önce TBMM dilekçe komisyonuna müracaat etti cevap alamayınca da bir dava açtı. Bilmeyenler için söyleyeyim, darbeyi müteakip mebusların(sadece DP’lilerin) Mayıs başında peşin aldıkları üç aylıklar kuruşuna kadar geri alındı, dahası banka hesapları donduruldu, kendilerinin ve eşlerinin kira gelirleri dahil diğer kazançlarının tümüne el konuldu. Ailelerine ölmeyecek kadar bir ödeme yapılmasına izin verildi. O günlerde zaruri ihtiyaçlarımızın bile idamesinde çok zor ve sıkıntılı günler geçirdik.

O günlerdeki yaşadıklarımızın telafisini hiçbir tazminat karşılayamaz. 

 

İşte bu davayla Sayın Ocakoğlu, babalarımızın anayasa ve yasalarla çizilen çerçevede 4 yıllığına TBMM’ne seçildiklerini ve 27 Mayıs darbesi ile anayasa ve yasalar çiğnenerek gasp edilen özlük haklarının iadesini talep ediyor. Mahkeme davayı kabul ediyor ve TBMM’den savunma istiyor. Buraya kadar her şey normal ve usule uygun.

TBMM’nin kendi antetli kağıdı ile mahkemeye gönderilen savunma ise milli iradenin mabedi olan TBMM adına utanç verici. TBMM hukuk müşaviri milletin oyları ile seçilmiş yüce meclisin oluşturduğu darbeleri araştırma komisyonunun iradesini yok sayıyor.

Meclis Başkanının, Gurup sözcülerinin, komisyon üyelerinin, milletvekillerinin söz ve beyanlarının alıp hepsini çöpe atıyor.

Savunmada deniliyor ki;
“27 Mayıs müdahaledir”
“11. Dönem Milletvekillerinin görevi 27 Mayıs 1960’da sona ermiştir”
“Dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur”
TBMM hukuk müşavirliği daha birçok gerekçe ileri sürüyor savunmasında. Ben şimdi o Sayın avukata sormak isterim: 1924 Anayasasının neresinde askeri darbelerin, müdahalelerin hak olduğuna dair bir hüküm vardır? TBMM Darbeleri araştırma Komisyonunun raporunda dahi kanunsuz ve hukuksuz olduğu belirtilmişken acaba bu sayın avukat hangi hukuk kuralına dayanarak böylesi bir savunma yapabiliyor? Sayın avukatın bu savunmasından TBMM’nin yasal temsilcisi olan Meclis Başkanının, Başkanlık Divanının bilgisi var mıdır? TBMM’nin kurumsal manada kendisini fesheden kanunsuz ve hukuksuz bir darbeyi aklama gayretinin sebebi nedir? TBMM adına hareket eden Sayın avukat darbeleri meşru saymaya yönelik bu savunmayı yaparken kimden onay almıştır, Milli İradeyi temsil eden bu yüce kurumun iradesini yok sayma cüret ve cesaretini kimden almıştır?

Bu davada iadesi talep edilen haklar aslında 11. Dönem milletvekillerinin özlük haklarından ibaret değildir.

Bu dava sembolik bir davadır, bu davanın kazanılması darbelerin mahkum edilmesi anlamını taşıyacaktır. Aslında bu dava darbeyle feshedilen yüce meclisin topyekun itibarının iadesi anlamına gelmektedir. Bu dava 12 Eylül darbesiyle hakları gasp edilenlerin de haklarının iadesinin de önünü açacaktır. Bu dava kaldırıldığı iddia edilen ama bal gibi devam eden vesayet sisteminin de sonunu getirecektir.

12 Eylül davası, 28 Şubat davası göz boyamaktan ibarettir, asıl dava bu davadır.

Şimdi ben bugün milli iradenin faziletlerini göklere çıkaracak olan Sayın Meclis Başkanına sormak isterim. Darbeyi meşru gösterme gayreti içinde olan bu sayın avukat hakkında ne işlem yapmıştır?

Barolar Birliğine, Ankara Barosuna sormak isterim.

Darbeleri meşru göstermeye çabalayarak hukuku çiğneyen bu sayın üyeniz hakkında ne işlem yapıyorsunuz?

Bugün 23 Nisan neşe doluyor insan. Ulusça bu neşeye kavuşabilmek için daha çok yol kat edeceğiz anlaşılan. Milletin egemen olduğu, hukukun üstünlüğünün tartışmasız ve güdümsüz olarak kabul edildiği, bu milletin her ferdinin önce insan olarak sonra özgür birer yurttaş olarak, temel hak ve özgürlüklerinden serbestçe yararlanabileceği, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olma yolunda atılacak her adım bizi neşelendirecektir.

Bayramınız kutlu olsun çocuklar, bayramınız kutlu olsun aziz milletim.

NACİ AKIN

SELENDİ MEDYA- 23 NİSAN 2014

—————

YORUMLAR;

  • Sayın Akın’ı bir kez daha kutluyorum, Millet iradesi bu kadar mı güzel tasvir edilir? Bugün varlıklarını Mustafa Kemal’e borçlu olanlar, onun açtığı yüce mecliste siyaset yapanlar, onun kurduğu Cumhuriyetin makamlarını dolduranlar ona ve onun eserlerine hücum etmekten geri durmuyorlar. Üstelik vesayeti kaldırma adına başka bir vesayete zemin hazırlıyorlar. AYM Başkanı Sayın Kılıç çok güzel ifade ettiler kendilerini tebrik ederim. Düne kadar bizden dedikleri, göklere çıkardıkları kişiler bugün doğruları telaffuz etmeye başlayınca tu kaka oldular. Bir yandan havuz medyası, bir yandan iktidarın yalakaları yerden yere vuruyor. İktidar giderek otoriterleşiyor, kural tanımaz, hukuk tanımaz hale dönüşüyor. Sayın Kaymakçı demokrasi dışı hiç bir eylemin mazereti olamaz. Güç nedir ? Kimdir? Milletten başka güç kabul ediyorsan o zaman demokrasiden söz edemezsiniz. Unutmayın ki yargı da millet adına hüküm verir. Mülkün mutlak sahibi sultanlar dahi hukuksuz iş yapmazlardı, fetva almadan kelle de almazlardı. Siz sayın Akın’ı iyi anlamamışsınız, güç millettedir, milletin temsil edildiği yer de TBMM’dir. Eğer samimi olsalardı mahkemeye verdikleri savunmada 27 Mayıs darbesini meşru gösterecek ifadeler kullanmazlardı. Mahkeme kadıya mülk olmadığı gibi hiçbir diktatör de ilelelebet hükümran olamamıştır.
    / 28 Nisan 2014, Pazartesi – 17:21
  • SAYIN Naci AKIN, Yazınız, millet iradesinin bir avuç jakoben tarafından nasıl hiçe sayılıp gasp edildiğini anlatırken aslında günümüz iktidarına yapılan otoriterleşme eleştirilerine de ister istemez cevap verir niteliktedir. Çünkü güçsüz bir iktidarın bizim gibi demokrasisini tam oturtamamış ülkelerde cuntaların, lobilerin etkisinden çıkamadığı aşikardır. Hükümeti eleştirelim ama hükümetin geçmişten ders aldığı için bu şekilde bir politika izlediğini ve bunu yapmadığından akıbetinin eskilerden farksız olmayacağını çok iyi bildiğini anlayalım…yabi otoriterleşmelerini ingilizce tabirle justify edecek geçmişte yaşanmış çok büyük tecrübeller var…inşallah yazıda bahsedilen ve acı çeken insanların hakları er geç devlet tarafından iade edilir….Yavuz KAYMAKCI
    / 28 Nisan 2014, Pazartesi – 15:38
  • 27 Mayıs mezalimini yaşayanlar, darağacında dahi devletini ve milletini düşünenler bu ülkenin gerçek vatanseverleridir. Onların evlatları da, onların davalarını, millete olan inançlarını, demokrasiye olan bağlılıklarını, gerek siyasi ve gerekse hukuki platformlarda elan dahi sürdürmektedirler. 27 Mayısın gerçek mağdurları dururken onlar üzerinden siyasi rant peşinde koşanların gerçek yüzlerini aziz milletimiz görmelidir, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzlerine çarpmalıdır.
    / 28 Nisan 2014, Pazartesi – 14:30
  • Yüreğinize sağlık. Hak vardır, gün olacak hukuku da alınacaktır.Bizler rivayet değil, gerçeğiz. Öykümüz bu ülkenin öyküsüdür. Okuyan”Şahit olsun ki” vazifemizden kaçınmadık. Allah razı olsun Sayın Naci AKIN.
    / 23 Nisan 2014, Çarşamba – 19:58

 

 

 


25 Nisan 2014

SAMET OCAKOĞLU’nun
24.04.2014 tarihli açıklaması
—————————————-
—————————————-
SAMET OCAKOĞLU: Merhum Aydın MENDERES’in adını ve aziz hatırası günlük ve niteliksiz siyasi tartışmalarda kullanılmamalıdır
 
Kimi yazılı ve görsel medya organlarında Merhum Aydın MENDERES’in Demokrat Parti(46) genel başkanı seçilmezden önce kurduğu Büyük Değişim Partisini; 

Türkiye’ye ve insanına hizmet için değil deAYDINMENDERES-AKYOL(2)

partisi tüzüğünde yazan ve kamuoyuna   açıkladığı  gaye ve 

hedef ötesindeki bir niyetle kurduğuna dair,

 türlü yorum ve gerçek  dışı tasvirler ekli olarak  ileri sürülen görüşler:

   art niyetli ve uydurulmuş YALANLARDIR.
 Merhum Aydın MENDERES’in aziz şahsiyetinin ve  saygıya değer
 yaşam öyküsünün, hak ve adalet duygusunu muhafaza eden vicdanların
emaneti olduğunu hiç kimse unutmamalıdır.
 
Kötü söz sahibine aittir. Bunlar alıştığımız zihinsel
 illüzyonlardandır.
 
Kamuoyuna saygı ile duyururum.

Tarihin şahitliğinde demokrasi, adalet ahlakı, ilim ve hukuk yolunda verilen fazilet mücadelesi sürdürülecektir.

21 Nisan 2014

27 MAYIS DAVASINDA SÜREÇ DEVAM EDİYOR.

Samet Ocakoğlu, “Tarihin şahitliğinde demokrasi, adalet ahlakı, ilim ve hukuk yolunda verilen fazilet mücadelesi sürdürülecektir” dedi. MEHMET BARLAS

http://yerel.iha.com.tr/27-mayis-davasinda-surec-devam-ediyor-aydin-20140417AW064270

AYDIN (İHA) – Demokrat Parti (DP) E. GİK Üyesi Samet Ocakoğlu, “Tarihin şahitliğinde demokrasi, adalet ahlakı, ilim ve hukuk yolunda verilen fazilet mücadelesi sürdürülecektir” dedi.

DP misyonunun önde gelen isimlerinden olan Samet Ocakoğlu, merhum Başbakan Adnan Menderes’in genel başkanlığı döneminde görev yapan DP 11. Dönem milletvekillerinin özlük haklarıyla ilgili olarak 27 Mayıs askeri darbesine karşı açtığı davanın hukuki süreci hakkında bilgi verdi.

Davanın tüm taraflarca kayıtlı hukuka uygun değerlendirilmesi ve yargı tarafından hukuka uyumlu şekilde karara bağlanmasının sadece darbe mağduriyetlerini bir nebze onarmakla kalmayıp Türkiye’nin gelecekteki hukukuna da tasarım yapacağını savunan Ocakoğlu, “Diğer yanda, siyasi gündemi uzun süre meşgul eden yeni anayasa yapılması çalışmalarının, hiç bir döneme nasip olamamış sayısal çoğunluğa sahip iktidar döneminde başarısızlığa uğraması her ne kadar bir uzlaşma zorluğu mevcudiyeti algısını bizlerde oluştursa da; gerek yüce Meclis zeminindeki ferdi irade beyanları, gerekse TBMM’den ve siyasi yapılardan yansıyan görüntülerde 27 Mayıs darbesinin hukuksuzluklarına hukuk tevdi edilebileceği düşünülmüştü. Her ne kadar davamı, hakkın iadesini bir ihsan konusu değil de, hukuki hak olduğu ve iadesinde geç kalındığı ve bu konularda toplum önünde türlü siyasi illüzyonlar yapıldığı kanaatimizle açmış olsak da; Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu kurmuş, çalışmalar yapmış ve binlerce sahifelik rapor düzenlemiş TBMM’de ve özellikle iktidar kanadından, milletvekillerinin yasama iradesini kullanma konusunda rahat bırakılmasıyla ve meydanlarda ifade edilenlere uygun girişimlerle bu yaraların bir nebze sarılabileceğini düşünmekteydik. Şubat 2014’de TBMM’deki temaslarımda pek çok milletvekilimizin bu konuda samimi niyet içerisinde olduğunu şahsen görmüştüm” dedi.

Yaşama paralel hale gelmiş, nemacı tiyatrovari bir hakim pozisyon aktivitesi adeta yollarımızı tıkamaktadır” diyen Ocakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ateş düştüğü yeri yakar. Elbette yiğitlik isteyen bir iştir bu yollarda durmak. Geride kalan günlerde Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü diplomat önündeki Türkiye fotoğrafını yorumlarken, mazinin oluşturduğu ve çıkarlarımız olan hedeflerden hatta Kopenhag kriterlerinden nasıl uzaklaşmakta olduğumuz anlatmaktadır. Davalı TBMM’yi temsilen Hukuk İşleri Müdürlüğü tarafından davamıza verilen cevabı okuduğumda, ülkemin hukuku ve TBMM’nin şahsiyeti adına yüzüm kızardı. Kurum temsil ettiği yüce meclis iradesi ile çelişerek 27 mayısın ne olduğunu yargıya beyan etmekte samimi davranmamış ve 27 Mayısı müdahale olarak tanımlamıştır. Halbuki TBMM’nin yasama iradesini yansıtan organlarından olan Dilekçe Komisyonu Başkanlığı, bir komisyon kararı olan yazısında 27 Mayısın ne olduğunu açık ve anlaşılır şekilde ifade etmiştir. TBMM adına mahkemeye verilen ve davanın reddinin talep edildiği dava cevabında hak sahibi 11. Dönemin görevinin 27 Mayıs 1960’da sona erdiğini beyan ederken, TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı olay hakkında Meclis fesih edilmiştir vurgusu yapmaktadır”

“HAKLI DAVAMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”

Avukatı Gökhan Karateke’nin kararı temyiz ettiğini açıklayan Ocakoğlu, açıklamasını şöyle tamamladı: “Hak ve Adalet duygusunu bütün zamanlar için aydınlatacak, geleceğin Demokratik Parlamenter Rejimi hukukuna ışık tutacak yönde karar talebimiz sürmektedir. Dava hakkında hukuki süreç devam etmektedir. Dilerim yollarımıza dikilen musibetler, rahmete dönüşür vatan toprağında yeşerir. Haklı davamızla ilgili başımız diktir. Öykümüz siyasi illüzyonlara da teslim edilmeyecektir. Ayrıca davamızın bu aşamasına kadar yanımıza gelebilende olamamıştır. 27 Mayıs davam karşısında muhataplarımızın bugüne kadar ki yaklaşımlarını ve ifade ettiğimiz mahkeme kararını içimize sindiremiyoruz. Vazgeçilmezimiz olan yargı zemininde haklı davamızı sürdüreceğiz”

İHA
***************************************
***************************************
Yaklaşık 1.090 sonuç bulundu (0,37 saniye)

 

 

 

 

 

 


27 mayıs davamda Davalı TBMM’nin Davaya Cevabına hukuki Cevabımız.

09 Nisan 2014

27 MAYIS 1960 DARBESİNİN HAK KAYIPLARINA KARŞI ANKARA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDE AÇTIĞIM DAVAMIN, DAVALISI TBMM’ NİN DAVANIN REDDİNİN TALEP ETTİĞİ CEVABINA HUKUKİ CEVAPLARIM.

Davalının bu cevapları hukuki dayanaktan yoksundur. ŞÖYLE Kİ;

 

USUL YÖNÜNDEN ;

 

1-    Bu davada idari yargı değil, adli yargı görevlidir. Şöyle ki bu dava idari işlemin İptali yada idari işlemden doğan tam yargı davası değildir. Hukuka aykırılığı sabit olan 27 mayıs 1960 askeri darbesinden dolayı 18 aylık maaş ve sosyal haklarını alamayan müvekkillerimin murislerinin bu alacaklarının talebidir. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi idari bir işlem olmayıp hukuka aykırı bir suçtur. Bu nedenle İdari bir işlem olmadığından bu darbeden dolayı zarar gören müvekkillerimin 18 aylık maaş ve sosyal hak talepleri idari yargıda değil adli yargıda görülmelidir. Davalının görev yönünden itirazları Hukuk’a aykırıdır.

2-    Davalının B.K.nu yönünden 10 yıl Muhasebeyi Umumiye Kanunun Yönünden de 5 yıllık zaman aşımı defi de yerinde değildir. Şöyle ki 27 Mayıs 1960 darbesi sonucu hazırlanan 1961 Anayasasında darbeye karşı açılacak dava ve hukuki yollar Yargıya Kapalıdır. 1961 Anayasası 1982 Yılına kadar geçerli kalmış 1982 Anayasasının kabul edilmesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 1982 Anayasası da  yargıya kapalıdır. 1982 Anayasasının geçici 15 nci maddesi12 Eylül 2010 tarihinde Anayasa değişikliği için halk oyuna sunulan 1982 Sayılı Kanunun 24 maddesi gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.

1982 Anayasasının geçici 15 maddesi Milli Güvenlik Konseyi Üyelerinden darbe yapanlara danışma meclisine cezai, mali ve hukuki sorumsuzluğunu sağlamak için konulmuş idi. 2010 Yılında yapılan halk oylamasıyla yapılan referandumda 5982 Sayılı Kanunun 24.maddesinin kabul edilmesiyle T.C Anayasasının geçici 15.maddesi yürürlükten kaldırılmış böylece darbecilerin yargılanması için kanun yolu açılmıştır.

Darbelere karşı Yargı yolu 12 Eylül 2010 tarihinde referandum sonucu açılmıştır. Davada 12 Eylül 2010 tarihinden sonra 3 yıl sonra açıldığından davalının öne sürdüğü 10 Yıllık ve 5 yıllık zaman aşımı süresi dolmamıştır.

 

3-    Davalı 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden dolayı kendilerinin de mağdur olduğunu ve T.B.M.M.sine karşı dava açılamayacağını beyan etmişlerdir.  Davalının bu beyanları da Hukuk’a aykırıdır. Müvekkilimin Babası merhum Orhan Ocakoğlu 11.Dönem Manisa Millet vekili olup maaş ve sosyal haklarını T.B.M.M almakta idi. Darbe olmasa isi bu haklarını dönem sonuna kadar T.B.M.M ödeyecek idi. T.B.M.M.’nin ayrı bir bütçesi olup Millet Vekillerin özlük hakları, maaşları ve tüm maddi alacakları  bu bütçeden karşılanmaktadır. Dolayısıyla T.B.M.M.’ne husumet yöneltilmesi gerekir. Davalının bu yöndeki beyanları da hukuki dayanaktan yoksundur.

 

ESAS YÖNÜNDEN  :

 

1-    Davalının B.K.na göre sözleşmeden, sebepsiz zenginleşmeden ve haksız fiilden dolayı sorumlu tutulamayacağı savunmasının da hukuki dayanağı bulunma-maktadır. Daha önce de izah ettiğimiz gibi Müvekkilimin Babası merhum Orhan Ocakoğlu 11.Dönem Manisa Millet vekili olup maaş ve sosyal haklarını T.B.M.M’den almakta idi. Darbe olmasa idi bu haklarını dönem sonuna kadar T.B.M.M ödeyecek idi. 27 Mayıs 1960 darbesi ile müvekkilim mağdur olmuştur. Bu mağduriyeti de T.B.M.M. tarafından karşılanması gerekir.

Burada sebepsiz zenginleşmeden doğan bir talep yoktur, sebepsiz zenginleşme ancak 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin hakim gücü olan ve Anayasal zemini ve dayanağı olmayan milli birlik komitesi üyelerinin T.B.M.M.’nin bütçesinden almış oldukları maaş ve özlük hakları gibi ücretler olabilirken buda davamızın konusu değildir.

Davamızda haksız fiil ve sözleşmeye dayalı bir talep bulunmamaktadır; müvekkilimin babası 11. Dönem T.B.M.M üyesidir. T.B.M.M’nin askeri darbe sonucu fesh edilmesi sonucu seçildiği süreden kalan 18 aylık maaş ve sosyal hakları T.B.M.M tarafından ödenmelidir. Çünkü T.B.M.M.nin ayrı bir bütçesi olup Millet Vekillerin özlük hakları,maaşları ve tüm maddi alacakları  bu bütçeden karşılanmaktadır T.B.M.M bünyesinde bahse konu işlemleri yürüten müdürlük vardır.

 

2-    Davalının zararının belirlenmesinde fiilin işlendiği anın esas alınması gerektiği o tarihi itibarı ile de bir aylık Millet vekili maaşının 3.200.-TL olduğu ve dava dilekçesinde belirttiğimiz asgari miktarının da yerinde olmadığı savunması hukuk’a aykırıdır. ŞÖYLE Kİ;

Denkleştirici Adalet ilkeleri gereğince müvekkilim babası Merhum Orhan Ocakoğlu’ nun  Mayıs 1960 – Kasım 1961 arası 18 aylık maaş ve sosyal haklar tutarının o tarihteki maaşları ve bu maaşlara 1961 yılından itibaren faizi işletilerek günümüzdeki 18 aylık millet vekili maaşları ve sosyal yardımlar göz önüne alınarak güncellenmesi gerekir. Bu husus ta önceden tespit edilemeyeceğinden 44.000.-TL.lik geçici talepli belirsiz alacak davası açtık. Bilirkişi incelemesi sonucu bu alacaklar daha fazla çıkacaktır. Davalının bu yöndeki beyanlarının da hukuki dayanağı bulun-mamaktadır.

 

3-    T.B.M.M Dilekçe Komisyon Başkanlığı’nın 57747603-17472 no.lu  ve Başkanlık Divanınca verilen karara uygun cevabında 11. Dönem Milletvekili genel seçimlerinin  27 Ekim 1957 tarihinde yapıldığı ve Anayasa’nın amir hükmünde yer alan 4 Yıllık Millet vekilliği görev süresi dolmadan, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan askeri darbe sonucunda T.B.M.M.’nin fesh edildiği bildirilmiştir.

T.B.M.M Dilekçe Komisyon Başkanlığı’nın kararıyla verdiği dilekçemize cevap yazısında , 27 Mayıs 1960 askeri darbe olarak kabul edilmekte iken T.B.M.M.’nin  vermiş olduğu cevap dilekçesinde; 27 Mayıs 1960’ı müdahale olarak tanımlaması yasama iradesi ile  ve milletvekilliği muktedirliği ile çelişmiştir.

27 Mayıs 1960’ı yargıya tanımlamakta samimi davranılmamış ve 27 mayıs vakasını müdehale olarak geçiştirmiştir. Oysaki eski T.C.K.da en ağır suç olan ve Anayasa ihlali olarak kabul edilen 27 Mayıs 1960 askeri darbesi davalının yasama

İradesi olan  komisyonunca düzenlen raporunda, askeri darbe olduğu açıkça belirtilmişken Sayın Mahkemenize davalının vermiş olduğu cevap dilekçesinde;

27 Mayıs için T.B.M.M.’nin öz yasama iradesine uygun tanımlama yapmayarak ve bakaya müdahale diyerek olayı geçiştirmiş neticeten mahkeme huzurunda 27 Mayıs’ı tanımlarken samimi davranılmamıştır.

11. Dönem T.B.M.M.’ üyelerinin gasp edilen yasama ve özlük hakları ayrıca T.B.M.M. iç tüzüğü, 1960 yılı bütçe Kanunu aynı ve T.C.K’yı ihlal etmektedir. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi 11. Dönem T.B.M.M. karşısında insanlık suçu işlemiş Anayasayı ihlal etmiştir. Bu nedenle gerek Darbe Araştırma Komisyonu raporu,  gerekseT.B.M.M Dilekçe Komisyon Başkanlığı’nın kararı ile tarafımıza vermiş olduğu cevapta;

askeri darbe olarak kabul edilen 27 Mayıs’ı müdahale olarak tanımlayan T.B.M.M.’nin,  davamıza cevaben mahkemeye verdiği  olduğu cevap dilekçesini de, kabul etmiyoruz.

4-    Müvekkilim hak ve adalete ulaşma çabası ile açmış olduğu davaya karşı T.B.M.M.’nin vermiş olduğu cevap dilekçesi incelendiğinde;  hak ve adalet talebimi-zin yerinde olmadığına dair hiçbir somut hukuki gerekçe sunulamamıştır.

Sayın Mahkemenize açılmış dava bu konuda açılan ilk emsal dava olup 11. Dönem milletvekillerini ve beşinci Adnan Menderes Hükümeti üyelerinin mirasçılarının da pilot dava olarak ilgilendirmektedir.

Mahkemenizin vereceği karar  hak ve adalet duygusunu bütün zamanlar için aydınlatacak ve geleceğin  Demokratik Parlamenter rejiminin Hukukuna da ışık tutacaktır..

Davalının dava dilekçemize karşı vermiş olduğu cevaplarına karşı cevaplarımı-zı sayın mahkemenize saygı ile sunarım. 11.02.2014

 

Davacı Samet Ocakoğlu

                                                                                       Vekili

                                                                          Av. Gökhan Karateke

 


3. CUMHURBAŞKANI CELAL BAYAR İZMİR’DE ANILDI.

24 Mart 2014

ana-logo 23. MART 2014.

 

 

http://www.egeninsesi.com/145794-milli_mucadeleden_cankayaya_celal_bayar

Milli mücadeleden Çankaya’ya Celal Bayar

Konak Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür ve Sanat Merkezi, ‘3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar/Milli Mücadele’den Çankaya’ya’ paneline ev sahipliği yaptı. 

1395576361_normal

Benal Nevzat Salonu’nda gerçekleşen panele siyasetçi yazar Samet Ocakoğlu, İzmir Milletvekili Erdal Kalkan, Demokrat Parti İl Başkanı Aydoğan Karaoğlu ve araştırmacı siyasetçi Galip Çetin konuşmacı olarak katıldı. Konak Belediye Başkanı DSP adayı Dr. Hakan Tartan, Samet Ocakoğlu’na gösterdiği vefa nedeniyle teşekkür ederek, “Türkiye’nin çok değerli Cumhurbaşkanlarından, Milli mücadeleden sonra Türkiye’nin yeniden şekillenmesi sürecinde büyük etkisi olan sahibi Sayın Celal Bayar’ı anıyoruz.  Biz değerlerimize sahip çıkan bir toplum olduğumuz sürece geleceğe umutla bakacağız” notunu düştü.

DP misyonunun önde gelen isimlerinden Samet Ocakoğlu, 3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın eğitimi, genç yaşlarda iş yaşamında elde ettiği başarıları, milli mücadeleye katkısını ve Cumhurbaşkanlığı döneminden önemli detayları aktardığı konuşmasında şunları söyledi:

“Daha 20’li yaşlarda, sansürün çok ağır olduğu, ülkede ve Avrupa’da neler olduğunu takip etmenin çok zor olduğu bir dönemde Bayar’ın yabancı bir bankada çalışıyor olması, bu sayede iktisadi ve basınla ilgili materyal sağlayabilmesi avantaj sağlamış,  genç yaşlarda Avrupa’yı çok iyi okuyabilmiştir.  Terazinin bir kefesine iktisadi gelişimi koymuş, bir taraftan da ülkede kötü giden şeyleri ayırt edebilmiş, sonucunda da milli iktisadi görüşü oluşabilmiştir.  Cumhurbaşkanı olarak da Celal Bayar, 10 yıllık görev süresinde Cumhurbaşkanlığı halk murakabesinden geçmiş tek cumhurbaşkanıdır. Yani 1950 seçimleri ardından TBMM’de Cumhurbaşkanlığı görevine getirildikten sonra demokratik parlamenter rejimin, çok partili hayatın olduğu 1954 seçimlerine girmiş, seçilmiş, 1957’de tekrar seçilmiş ve hem siyasi partisi hem Cumhurbaşkanlığı dönemi halkın murakabesinden geçmiştir.”

TOPLUİzmir Milletvekili Erdal Kalkan, Türkiye’nin tüm kurumlarının alt üst edildiği çok zor bir süreçten geçtiğini ve bu dönemde Celal Bayar gibi devlet adamlarının örnek alınması gerektiğini ifade ederek, “Rahmetli Celal Bayar sadece bir siyasetçi değil çok büyük bir devlet adamıydı da. Osmanlı’nın son döneminden Birinci Dünya Savaşı’na, Cumhuriyet’in ilanından İkinci Dünya Savaşı’na, 27 Mayıs’tan Kayseri cezaevine kadar olağanüstü meşakkatli bir süreci çok dik, granit gibi karşılayan bir devlet adamıdır” şeklinde konuştu.

CEVAPLARDP İl Başkanı Aydoğan Karaoğlu da Celal Bayar’ın Atatürk’e ve Cumhuriyet’e verdiği değeri vurguladı ve  “Celal Bayar benim gözümde elbette çok önemli ancak en önemli yanı Büyük Atatürk için ‘Atatürk’ü sevmek milli ibadettir’ demesidir. Celal Bayar’ı anlamak Atatürk’ü ve Cumhuriyet değerlerini ve kurulduğu ruhu da anlamaktır” dedi.

Genç siyasetçilerden Galip Çetin ise Celal Bayar’ın farklı bir yönüne de dikkat çekerek Altayspor’un kuruluşunu hatırlattı ve “Celal Bayar her alanda mücadele etmiş ve başarı elde etmiştir. Celal Bayar’ın kurucusu olduğu Altayspor yalnızca bir spor kulübü değil aynı zamanda kurtuluş ve hürriyetimizde önemli bir rol alan tarihi bir kuruluştur. İşgal kuvvetleriyle oynanan maşlardaki üstün mücadelesi o tarihlerde gençleri milli mücadeleye teşvik etmiştir” dedi. 

23/03/2014 13:03

3.Cumhurbaşkanı Celal Bayar – Milli Mücadele’den Çankaya’ya- etkinlik takvimi,

01 Mart 2014

SEMPOZYUM_KONFERANS

22 mart 2014 Cumartesi – Etkinlik Saati – 18:00

3.CUMHURBAŞKANI CELAL BAYAR  

MİLLİ MÜCADELE’DEN ÇANKAYA’YA

Açılış Konuşması: Dr. Hakan Tartan – Konak Belediye Başkanı


Konuşmacı; Samet Ocakoğlu,

Misafir Konuşmacı: Erdal KALKAN  İzmir Milletvekili

Aydoğan KARAOĞLU DP İzmir İl Başkanı

                                     Galip ÇETİN

Özel Konuk :


Düzenleyen: Konak Belediyesi
Yer: Konak Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi Benal Nevzat Salonu

Etkinlik demokrasimizin ve çok partili hayat sürecimizin bereketli zemenine düşen bir cemredir.