TBMM 11. DÖNEMİN SON TOPLANTISI -25 MAYIS 1960 ÖZET ZABIT ; DERLEME: SAMET OCAKOĞLU-

DEVRE : XI CÎLT : 13  ÎÇTÎMA :3 

T. B. M. M.

ZABIT CERİDESİ

Altmış Dokuzuncu İntikat

25.V. 1960 Çarşamba

Açılma saati : 15.oo

— SABIK ZABIT HULÂSASI (  önceki toplantı zaptı)

 Birinci Celse :

Vazife ile yurt dışına giden Hariciye Ve­kili Fatin Rüştü Zorlu’nun avdetine kadar kendisine. Dahiliye Vekili Namık Gedik’in vekillik edeceğine dair Riyaseti Cumhur tez­keresi okundu.

Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası tara­fından Kromit Limitet Şirketiyle kurucusuna açılan kredi münasebetiyle tahkikat yapılmak üzere vazifelendirilen Adliye Encümenine, bir mehil daha verilmesine dair Adliye Encümeni Riyaseti tezkeresi okundu ve 18 Mayıs 1960 ta­rihinden itibar edilmek üzere 30 Haziran 1960 tarihine kadar mehil verilmesi kabul edildi.

Millî emniyet hizmeti teşkilât kanunu lâ­yihasını görüşmek üzere bir Muvakkat Encü­men kurulması kabul olundu.

61.15 sayılı Kanunun 7348 sayılı Kanunla tadil edilmiş olan 5 nci maddesi ile aynı ka­nunun 6 ve 8 nci maddelerinin tadili hakkın­daki kanun lâyihasının müzakeresine başlandı.

Gündem dışı vâki söz talepleri dolayısiyle sağ taraftan yapılan gürültüler, Riyasetin ikazlarına rağmen devam ettiğinden, İntikada bir saat ara verildi.

ikinci Celse

Kırşehir Mebusu Osman Bölükbaşı ve An­kara Mebusu Avni Doğan’ın tahkikat talebine  mutazam takriri okundu.

6115 sayılı Kanunun 7348 sayılı Kanunla ta­dil edilmiş olan 5. maddesi ile aynı kanu­nun 6 ve 8. maddelerinin tadili hakkında­ki kanun lâyihasının müzakeresi bitirilerek hey­eti umumiyesi açık oya arz edildi.

Tapulama kanunu lâyihasının maddeleri üze­rindeki görüşmelere devam olundu. 

Açık oya arz edilen kanun lâyihası için top­lanılan reylerin tasnifi neticesinde nısab-olmadığı anlaşıldığından ikinci defa reye sunulaca­ğı Riyasetçe tebliğ edildi.

25. V..1960 Çarşamba günü saat 15,00 t e toplanılmak üzere İntikada nihayet verildi. 

Reisvekili – Bursa Mebusu –Agâh Erozan                                                                                                                                          Katip – Antalya Mebusu-Atilla Konuk                                                                                                                                               Katip- Kayseri Mebusu-Hakkı Kurmel                                                                                                                                                                        

2. — BU ZABIT HULÂSASI

 . Birinci Celse.

Sivas Mebusu Turhan Feyzioğlu ve iki arka­daşının, Milletvekilleri Secimi Kanununun bâzı maddelerinin tadiline dair kanun teklifini mü­zakere eden Muvakkat Encümen mazbatasının  ruznameye alınması hakkındaki takririnin mü­zakeresi esnasında gündem dışı söz istemeler  münasebetiyle vukua gelen gürültüler, Riyasetin ihtarlarına rağmen devam ettiğinden,  filhaka bir saat ara verildi.

-İkinci Celse.

Milletvekilleri Seçimi Kanununun, bâzı mad­delerinin tadiline dair kanun lâyiha ve teklif­lerini mevzu  Muvakkat Encümen mazbatası­nın ruznameye alınması kabul edildi.

6115 sayılı Kanunun 71548 sayılı Kanunla ta­dil edilmiş olarak. 5.ci maddesi ile aynı kanunun 6 ve 8.
maddelerinin tadili hakkındaki Ka­nun kabul edildi.

Meclis Çalışmalarına 20 Haziran 1960 tari­hine kadar ara verilmesi hakkındaki takrir müzakere ve kabul edildi.

Oylama sırasında gürültülere sebebiyet ver­diklerinden, Samsun Mebusu Abdullah Keleşoğlu ve Kars
Mebusu İbrahim Us’a birer tekbih cezası verilmesi kabul olundu.

Alman karar gereğince, 20 . VI . 1960 Pazartesi günü saat 15 te top­lanılmak üzere ittiifakla sonverildi.  Kapanma saati : 17,17

Reisvekili –Bursa Mebusu- Agâh Erozan                                                                                                                                              Katip -Antalya Mebusu Atilla Konuk                                                                                                                                                        Katip- Kayseri Mebusu Hakkı Kurmel     

Bu zabıt, 11 nci Devre, 3 ncü İçtima yılı son  zaptıdır.

( Bir sonraki toplantılarını darbe ortamında ve yassıada’da yaptılar.)

Dipnot’lar:

Meclis müzakerelerindeki konuşmalardan alıntılar.

-Turhan Feyzioğlu : (….)  Ham­di Sancar Bey, hepimiz icraatımızla tarih önün­deyiz. Kimin utanacağını tarih gösterecektir. (…)

HASAN TEZ (Ankara) — (Ayağa kalkarak  ve Büyük Millet Meclisi Umumi Kâtibine hita­ben) Sen bana müdahale edemezsin. Buna hak­kın yoktur. Bana nasıl ihtar edebilirsin? Seni uşak oğlu uşak. Sen bir memurken bir mebusa nasıl hitap edebilirsin.  Satılmış adam.  Reis Bey, memur bana ihtar edebilir mi? Riyaseti memur mu idare ediyor?

REİS — Bir dakika Turhan Bey… Hasan Bey, idareci arkadaşlarımız henüz ce­zanızın bitmediğinden salonu terk etmenizi ifade ediyorlar, Cezanız bitmemiş ise salonu terk ediniz. (Sağdan, şiddetli gürültüler, soldan, gürültüler,  Reisin can sesleri) Beyefendiler, müsaade buyurun, İdare Âmiri  arkadaşımız bu maksatla müdahale ediyorlar.  Lütfen salonu terk ediniz Hasan Bey. Beyefendiler, müsaade buyurun,  İdare Âmiri  arkadaşımız bu maksatla müdahale ediyorlar. Lütfen salonu terk ediniz Hasan Bey.

MAHMUT ESAT KARAKURT (Urfa) —  Riyaseti memurlar idare ediyor, bu ne demek?…

REİS — Oturunuz yerinize efendiler… (Sağdan, soldan, ayakta gürültüler) Müsaade buyu­run efendim, müsaade buyurun efendim, arkada­şımız cezasını ikmal etmemiş olması karşısında  salonu terk .etmesini rica ediyorum.

HASAN TEZ (Ankara) — Terk ediyorum.

REİS — Umumi Kâtiplikçe böyle bir ihtar yapılmış değildir. Ve hakkı da yoktur. Yalnız Umumi Kâtip istek üzerine durumu İdare Âmir­lerine bildirmiş bulunmaktadır. (Sağdan, bravo sesleri, tamam sesleri) (…)

REİS – Bu hava içinde, gündem dışı hiç kimseye. Riyaset takdirini kullanarak, söz vermi­yorum.

OSMAN BÖLÜKBAŞI – Reis Bey, söz istemiştim.

REİS — Riyasetim bu hava içinde, takdir hak­kını kullanarak, hiçbir arkadaşa söz vermeyecektir. (Adana Mebusu
( Kasım Gülek’in kürsüye çık­ması üzerine salonda şiddetli gürültüler ve kay­naşmalar, Soldan- in kürsüden-sesleri)

REİS— Kasım Bey, size söz vermedim. Lüt­fen kürsüyü terk edin.

KASIM GÜLEK (Adana) — Gündem dışı söz istedim, vermeye mecbursunuz..’

REİS – Böyle bir mecburiyet yoktur. Derhal kürsüyü terk ediniz  efendim. (Soldan sağdan, şiddetli gürültüler sebebiyle, bundan sonraki tartışma ve konuşmalar zapt edilemedi) (Soldan ve sağdan kürsü önünde ve sa­londa sandalye ve yumrukla şiddetli mücadele­ler)

REİS — Bu vaziyet karşısında müzakereye devam etmeye imkân yoktur. İntikada bir saat ara veriyorum.

*********

REİS — Celseyi açıyorum, efendim.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Tak­rir üzerinde söz istiyorum Reis Bey.

FARUK AYANOĞLU (Tokat) — Gizli cel­se mi akdediyoruz? Matbuat dahi yok efendim.

REİS — Celse alenidir. Nizamname sarihtir. İdare âmirleri arkadaşlardan kapıların arttırıl­masını rica ederim

MEHMET ZEKİ TULUNAY (Malatya) .—Kapılara kimseyi yaklaştırmıyorlar ki, Reis Bey. (Soldan gürültüler) (Bu sırada matbuat men­supları locadaki yerlerini aldılar) (Soldan «İs­te geldiler» sesleri) (Sağdan gürültüler)
REİS (Ayağa kalkarak) — Türkiye Büyük Millet Meclisinin muhterem âzası, Riyasetin va­zife görebilmesi için sükûnetin ihlâl edilmemesi lâzımdır. Mebus arkadaşlardan her hangi birisi Reislikten bir mevzu hakkında bir talepte bulu­nabilir. Talep hakkında Reis beyanını yapma­dan gürültü çıkartmak, müdahale etmek yersiz­dir.   Ben kapıların açılmasını İdare âmirleri ar­kadaşlarımızdan istedim, kapılar açıldı, matbu­ata mensup ve dinleyici arkadaşlarımız içeriye girmeye başladılar. Buna rağmen bu talepde ıs­rar, gürültü kastı ile olur ki, mebusa yakışmaz. Muhterem azanın Reisin ifadelerini sükûnetle  dinlemesi lâzımdır.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Takrir  hakkında söz istiyorum.

REİS — Takrir hakkında hükümet söz iste­miştir, buyurun Vekil Bey

DEVLET VEKİLİ İZZET AKÇAL (Rize) — Muhterem arkadaşlar; Turhan Feyzioğhu, Âdil Sağıroğlu ve Atalay Akan imzalı takrir üzerine, Reisicumhurumuz nezdinde bulunan Başbakanla irtibat tesis edip Hükümet adına ko­nuşmak üzere söz istediğim sırada müessif hâdi­se zuhur etti. Serbest seçim, dürüst seçim; demokrasinin ve DP nin istinatgahı ve temelidir. (Soldan, bra­vo sesleri, alkışlar)  Biz bu esere tek bir gölge ge­tirmemek kararındayız. Bu sebepledir ki, Hükü­met olarak getirmiş bulunduğumuz ve tekliflerle birlikte konuşulan lâyihanın encümence mazba­tası hazırlanmış bulunmasına göre,  gündeme alın­masını,  Hükümet olarak biz de istemekteyiz. (Sol­dan, bravo sesleri) Bu ciheti kısaca arz ile, ikti­fa ederim.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Söz is­tiyorum Reis Bey.

REİS — Beyefendi takrir hakkında mı?

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Takri­rin lehinde konuşacağım.

REİS — 36 cı maddenin 3 cü fıkrası sarih­tir. Takrir hakkında takrir sahiplerinden başkası konuşamaz.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Son söz milletvekilinindir. Hükümetten sonra milletvekili konuşur.

REİS — Burada üç imza vardır. Bu imza sahiplerinden başkası konuşamaz.

TURHAN FEYZİOĞLU (Sivas) — Söz sı­ramı Bölükbaşıya veriyorum.

REİS — Turhan Feyzioğlıı söz istiyorsanız buyurun. Burada sıra verilemez.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Sırasını veriyor.

TURHAN FEYZİOĞLU (Sivas) — Sıramı veriyorum.

REİS36 cı maddeyi okuyun. Bu umumi müzakere değildir.müzakere değildir. Söz sıranızı veremezsiniz. (Soldan, reye ,reye, sesleri)

REİS — Takrir sahibi arkadaşımıza (Turhan Feyzioğlu’na) söz veriyorum. (Gürültüler)

TURHAN FEYZİOĞLU (Sivas) —Her iki tarafa da sükûnet rica ediyorum. Arkadaşlar, Hü­kümet adına konuştuğunu belirten Devlet Veki­li İzzet Akçal Bey, serbest seçimin ve dürüst se­cimin memleket huzurunun  temeli olduğunu ileri süren takririmize iştirakle  gündeme almayı Hükümet olarak biz de  kabul ediyoruz dedi.(Soldan, öyle demedi, sesleri) Bizde takrirde sözü geçen kanun teklifinin gündeme alınmasını te­menni ediyoruz, dedi. (….) Si­ze huzur yolunu açmak istiyorum. Rejimi kurtar­ma yolunu anlatmaya çalışıyorum. Huzur yolu budur. Kardeş kavgasını önleme yolu budur. (Soldan, şiddetli gürültüler) Serbest seçim, dü­rüst seçim, hür basın bütün unsurları ile bu mem­lekete getirilmelidir. Kardeş kavgasına giden yol­dan derhal dönülmeli ve dürüst ellerde dürüst seçim yapılmasını mümkün kılacak yola getiril­melidir. Vatan sizden bunu bekliyor. (Soldan, şid­detli gürültüler, sağdan, alkışlar)

REİS — Muhterem arkadaşlar, arkadaşımız takrir verdi.

DEVLET VEKİLİ İZZET AKÇAL (Rize) — Söz istiyorum, Reis Bey.

REİS — Buyurun, Hükümet her. zaman söz isteyebilir.

DEVLET VEKİLİ İZZET AKÇAL (Rize) – Aziz arkadaşlarım, Muhterem -Feyzioğlu hu­zursuzluktan bahsetti. (Soldan-ne muhterem sesleri) Bunun sebepleri üzerinde durmayacağım. Fakat serbest, eşit seçimin bütün şart­ları ile hukuk nizamı içerisinde tahakkuk et­tirerek seçime girmemizden şüphe  mi eder­ler? (Şiddetli gürültüler)..

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Hiç inanmıyoruz, size inanmak büyük hatadır. Size inanmıyoruz.

DEVLET VEKİLİ İZZET AKÇAL (De­vamla) — (Serbest ve eşit seçimin ve hür secimin vatan sathında yapılmasının en (kuv­vetli, en hâr taraftarı Demokrat Partidir. (Sol­dan alkışlar) (Sağdan : Gürültüler) Hukuk sistemi içerisinde serbest seçimden . şüphelen­meye ve şimdiden yer yer, .vatan sathında se­çimler aleyhinde bir  propaganda yapmaya lüzum yoktur. (Soldan : Bravo sesleri, şiddetli  alkışlar) . .

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Söz  istiyorum. ,

REİS —• Beyefendi, bir müzakere esnasında değiliz. Bunda ancak takrirde imzalan bulu­nanlar konuşabilirler.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — İçtü­zükte öyle şey yoktur. Son söz mebusundur.

REÎS — Beyefendi takrir sahibi olmadıkça size söz veremem. Lütfen alâkalı maddeyi oku­yunuz. (Soldan Reye, reye sesleri)

TURHAN FEYZÎOĞLU (Sivas) — Söz is­tiyorum.

REÎS — Buyurun.

TURHAN FEYZİOĞLU (Sivas) — Muhte­rem arkadaşlar; İzzet Akçal…

REÎS — Turhan Bey, 36 ncı maddeye göre teklifinizin gündeme alınması hususunda size üçüncü defa söz veriyorum. Mütaaddit defa ih­tar ettim. Gürültüye sebebiyet veriyorsunuz.

TURHAN FEYZÎOĞLU (Devamla) — Reis Bey, lütfediniz. Bu memlekette bir huzur ze­mini kurulmasına, bir çıkmaz yoldan dönülmesi için müşterek anlayışın doğmasına çalışıyo­rum, îstirham ederim, buna Riyaset de yar­dım etsin. îlerde yapılacak olan seçimlerin şüpheli gösterilmemesi yolunu vekil beye hatır­latayım. Her şeyden evvel bu itimadı tesis Hükümetin elindedir. (….)  En uzak köydeki en tecrübesiz vatandaş dahi serbest, eşit ve dürüst seçimin şartlarını biliyor(…)Bu şartların dürüst seçmen kütüklerinden ibaret olmadığını da iyi biliyor. Bütün âmme hürriyetleriyle, bütün insan haklariyie (gürültüler) bu şartların tamam­lanması lâzımdır. Basın hürriyeti, toplantı hürriyeti, teminatlı hâkim, tarafsız radyo, tarafsız idare olmadan dürüst seçim olmaz. (Gürültü­ler)

REÎS — Beyefendi, istediğiniz gibi konuşu­yorsunuz.

KEMAL SARIÎBRAHÎMOĞLU (Adana) — Reis Bey, bırakın konuşsun.

REÎS — Müsaade buyurun efendim, beyefen­di bir takrir veriyor. Bu takririn 36 ncı. madde gereğince gündeme alınmasını talep ebediyor. Bu mevzuda konuşabilir. Ama talep ettiği mevzuu terk edip de 18 mevzuu konuşmak mümkün de­ğildir. (Sağdan, gürültüler)

TURHAN FEYZÎOĞLU (Devamla) —Beye­fendiler, Devlet Vekili Demokrat Parti propa­gandasını yaparcasına konuşurken sadet dâhili oluyor, ben konuştuğum zaman sadet dışı olu­yor. Tekrar ediyorum, yüreği yanık bir arkadaşı­nız olarak arz ediyorum: Bu Meclisin karşısında. memleketi her türlü huzursuzluktan derhal kur­tarmanın yolu henüz açık duruyor, iktidar saflarındaki milletvekiillerine hitabediyorum: Bu sakat gidişe dur demek sizin elinizdedir. îkbal mevkii­nin nimetlerine dört elle sarılmış beş on kişinin keyfi uğruna memleketi felâkete götürmenin ve­bali büyüktür. Bunun mesuliyeti, beş on kişinin keyfi uğrunda vatandaş hak ve hürriyetlerini çiğneyen ve çiğnetenlerindir. (Soldan, şiddetli gürültüler), (Sağdan, şiddetli alkışlar)

REÎS — Efendim; Osman Bölükbaşı soz ta­lebinde ısrar etmektedir. 36 ncı maddenin 3 ncü fıkrası «Hükümet veya teklif sahibi» demekte­dir. Binaenaleyh maadası konuşamaz. Söz hakları olsa, memnuniyetle kendilerine söz vermeye ama­deyim. Şu sarih hüküm karşısında söz veremem. Efendim, 36 ncı madde gereğince bir buçuk ay içinde encümen, teklifi müzakere edip netice­ye bağlamaz ve gecikme sebebini Heyeti Umimiye­ye esbabı mucibesiyle arz etmezse, teklif sahiple­ri doğrudan doğruya bu teklifin gündeme alın­masını isteme hakkını haizdirler.

Efendim, Milletvekilleri Seçimi Kanununun bâzı maddelerinin tadiline dair kamum layiha ve  tekliflerini meczeden Muvakkat Encümen mazba­tasının ruznameye alınması hususunu reye arz  ediyorum.

Kabul edenler… Etmiyenler… Kabul edilmiştir.

REİS — Geçen İnikat açık reylerinize arz edilmiş olup nisap temin edilememiş olain kanu­nu tekrar açık reylerinize arz ediyorum. Bir takrir var okuyoruz:

Yüksek Riyasete ‘  Gelecek inikadın 20 Haziran 1960 Pazar­tesi gününe talikini arz ve teklif ederiz.
İsparta Mebusu Ali Latifağaoğlı – Kastamonu Mebusu Şükrü Esen

REİS — Takrir hakkında söz isteyen birçok arkadaşımız var. Söz Esat Mahmut Karakurt’un. Buyurun efendim.

ESAT MAHMUT KARAKURT (Urfa)  Beyefendiler, bayram tatiline girmek için bir teklif karşısındayız. (…)Arkadaşlar, nereye gidiyorsunuz? (Soldan, gürültüler) Bu vatanın hürriyeti için canını feda eden gençlerin cesetleri üzerine basarak bayram şenlikleri mi yapacaksınız? (Soldan şid­detli gürültüler) Ayıptır arkadaşlar  Daha va­tan için canını veren gençlerin kanları kuramadı. (Soldan, şiddetli gürültüler) Bunların hesabı­nın verilmesi lâzımdır, bir yere gidemezsiniz:   arkadaşlar. (Soldan, şiddetli gürültüler) (…) Hesap istiyoruz, hesap istiyoruz, hesap istiyoruz! (Sağ­dan alkışlar, soldan gürültüler)

REİS — Emin Soysal.

EMİN SOYSAL (Maraş) (…) tasavur ediniz ki, bayrama  daha 11 gün var, 4 gün de bayram eder 15 gün ondan sonrası da var. Bu suretle memleketi 25 gün Meclissiz memleketi murakabe tanımıyan bir Hükümetin eline teslim, edeceğiz. (Sağdan bravo sesleri, alkışlar) (Soldan gürültüler)

REİS — Emin Bey. bir tatil teklifi üzerinde görüşüyoruz. (Sağdan gürültüler)

EMİN SOSYAL (Maraş) (…)Eğer, hakikaten, Hükümet, be­cerikli olarak, tedbirli, aklı başında olarak ha­reket eden bir Hükümet olaydı, o zaman belki ben de sizinle beraber bu takrire rey verirdim. Bir Meclis, icrayı âzami derecede murakabesiz bırakamaz. Ve sene başından beri vaziyet gös­teriyor ki, mütemadiyen tatillere gitmek yolla­rını arıyarak, Adnan Menderes Hükümetini murakabeden uzak, keyfî hareketlerinde ser­best bırakıyoruz. Memleket için tehlikeli, za­rarlı bir yola gidiyoruz. öyle bir Hükümet ki, mütevali hatalar iş­ler, murakabe tanımaz, Başbakanı Meclis top­lantısına gelmez, istediği gibi hareket eder öyle bir idare ve Hükümet karşısındayız ki, bir taraftan istediği gibi hareket eden bir Hukümet, bir taraftan Anayasanın sarih hüküm­lerine aykırı olarak kararlar çıkaran, zıd. ka­rarlar çıkaran komisyon…

SAĞDAN BÎR MEBUS — Sancar Hükü­meti.

EMİN SOYSAL (Devamla) — Bu sebep­ten biz Meclisi bu şerait altında tatil edip gi­demeyiz. Memleketi inkârı kabil olmıyan siyasi bir buhrana sürüklenmiş olduğu bir zamanda, bir tarafta Komisyon, bir tarafta örfi İdare, bir tarafta mevcut Hükümet vatandaş hak ve ha­yatı üzerinde keyfî bir şekilde tasarrufta bu­lunduğu sırada Meclisi tatile götüremezsiniz(…)

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) – – Söz is­tiyorum, Reis Bey.

REİS — Beyefendi şu âna kadar S kişi söz talep  etti. Sizi de yazıyorum

EMİN SOSYAL(Devamla) (…) Siyasi her türlü haraket ve faaliyet men edilecek. Hü­kümet namına Demokrat Parti Genel Başkanı Başbakanlık zırhına bürünerek gidecek, şura­da burada rozetli, dövizli mitingler yaptıracak, biz de hiçbir şey yapamıyacağız… Öyle mi? (….) Son sözüm size şudur: İstanbul hâdiseleri­nin hesabını soramadık, Meclis olarak sorama­dık. Hükümet Başkanı gelip izahat vermedi. Dış politikada çeşitli meseleler cereyan etmek­tedir, (Soldan; gürültüler) Hükümet gelip Mec­lise beyanatta bulunup izahat vermedi. (Sol­dan; şiddetli gürültüler) A n k a r a   v e    İ s t a n b u l ‘ ­d a    3 0  d a n           f a z l a    g e n ç     ö l m ü ş t ü r .  (Soldan; çok şiddetli’gürültüler, yalan söylüyorsun, sesleri)

BAHA AKŞtT (Denizli) — İsimlerini ver­mezsen namussuzsun. (Soldan; şiddetli gürül­tüler) (Yalan yalan, sesleri)

EMİN SOYSAL (Devamla) — Meclisin ta­tile gitmesini istemiyoruz. (Şiddetli gürültüler) Meclis tahkikatı açın, Hükümet hakkında Mec­lis tahkikatı açın. (Soldan, «isim ver, isim ver» sesleri, gürültüler) Z a m a n ı    g e l i n c e  v e r e c e ğ i z; (Soldan, şiddetli gürültüler, «şimdi ver» sesleri) Şırıl şırıl bu memleketin çocuk­larının. kanlarını akıtan bu Hükümetin bu âniyane (Soldan, şiddetli gürültüler, bağırışmalar) hareketlerini kabul ederek tatile gideme­yiz.           (Soldan, şiddetli gürültüler, «hakarette bu­lunuyor Reis Bey» sesleri)

REİS —(….) Efendim zabıtlar tetkik edilir ve gereği yapılır. Mehmet HAZER.

MEHMET HAZER (Kars) Söz sıramı Osman Bölükbaşı’na veriyorum.

REİS — Mehmet Hazer söz sırasını Osman Bölükbaşı’na veriniştir. Buyurun Osman Bölükbaşı.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Kırşehir) — Muhte­rem arkadaşlar, iki gün evvel toplanan Büyük Millet Meclisinin yeniden bir ay tatile girmesi bir takrirle talep ediliyor. Evvelâ, bu talepte bulunanlar- iki günlük bir faaliyetten sonra, Büyük Millet Meclisinin yeniden tatile girme­sini haklı gösterecek ne gibi mucip sebebe sa­hipseler onu bu kürsüden izah etmelidirler. (Sağdan, bra’vo sesleri) (Soldan gürültüler)

SÜLEYMAN KURANEL (Gaziantep) — Birbirimizi boğuyoruz, baksanıza.

OSMAN BÖLÜKBAŞI  (Devamla) —Arka­daşlar, bugün memleketin manzarası nedir? Bi­raz evvel emniyetli seçim şartlarından birini te­min gayesiyle getirilen bir teklifin ruznameye alınmasına karar verdiniz. Bu yetmez. Bugün iki şeyden birine karar vermek mecburiyetin­desiniz. Ya hür ve namuslu bir seçimin bütün şartlarını hazırjayıp seçime gideceksiniz, ya da bu memleketi   k a n l ı   b i r   k a r d e ş    k a v g a s ı n a   sürük­lemeyi ve bunun mesuliyetini göze alacaksınız, bunun ortası yoktur. (Sağdan şiddetli alkışlar, bravo sesleri) (..

Hangi Hüküme­tin eline memleketi teslim ediyorsunuz? 6 – 7 Eylül hâdiselerinde Türk milletinin şeref ve
haysiyeti, dünya karşısındaki itibarı ayaklar al­tına alınıp, hudutsuz tecavüzler yapılırken, bir polisin düğmesinin kopmasına razı olmıyan, bir polisin tabanca ile ateş etmesine razı olmayan, Meclisin huzuruna gelip de «Ateş edilmiş olsa, idi, millî felâket olurdu, Türk Ordusunun ve za­bıtasının karşısında düşman mı vardı» diyen müsamahakâr Hükümet, dört tane göz yaşartıcı bomba ile dağıtılması mümkün olan masum ta­lebelere, sizlerin evlatlarınıza çatır çatır polis  kurşunları sıktırıyor ve radyoda bu cinayeti müdafaa ediyor. Şimdi memleketin içinde bu­lunduğu şartlan bir kere düşününüz. (…. Üç başlı bir idare. Tarihte misli görülmemiş bir idare, meş­ruiyet içinde bunun yeri yoktur. Böyle bir ida­renin               m e ş r u i y e t l e     a l â k a s ı   y ok t u r.

Fransız ihtilâlinde bir Selâmeti Umumiye Komitesi vardı. Bu komite de bir tedhiş rejimi kurmuştu. Bu ihtilâl komitesinin ruhu Röbespiyer idi. Robespiyer elinden kan damlıyan bir adam idi. Ama, Robespiyer idealist ve namus­lu adamdı. Şimdi , siz idealist olmıyanlam Ro­bespiyer rolüne çıkardınız. (Sağdan şiddetli alkışlar,
bravo sesleri) Arkadaşlar, siz meşruiyetten de bahsediyorsunuz. Hangi meşruiyetten bahsediyorsunuz? (..) Arkadaşlar, memleket bugün mânevi bir karanlık içinde yaşıyor(

i h t i l â l d e n  de bahsediyorsunuz. Bu memlekette i h t i l â l i muha­lefet çıkaramaz, siz ihtilâli kimin çıkaracağını, liderlerinizin eski nutuklarında arayınız.(….) Bu kongrenizde bir karar aldınız. Ne dediniz? «1946 seçimlerinde olduğu gibi milletin na­musu demek olan reylerine el uzatılacak olursa, o eller’kırılacaktır, buna teşebbüs edenlere kar­şı millet meşru müdafaa halinde olacaktır, mil­let meşruiyeti müdafaa edecektir»’ dediniz. (….)  İhtilâli  bir muhalif parti­nin arzusu değil, memleketteki şartlar çıkarabi­lir. İhtilâl, millete yapılan tazyik ile onun ta­hammülü arasındaki muvazenenin bozulmasın­dan çıkar. Bu tazyiki, yani zulmü yapmak mu­halif partilerin elinde olmadığına göre ihtilâl ancak zulüm yapabilecek durumda olan iktidar­dakilerin eseri olabilir. Asla temenni etmemekle beraber bir gün bu memlekette bir i h t i l â l  çıkarsa bunun günahı, mesuliyeti kanun namına ka­nunsuzluğu, hak namına haksızlığı, devam et­tiren iktidarın olacaktır» demiştim. Bugün de ben aynı şekilde düşünüyorum.(…) Böyle idare, böyle Hükümet olmaz. Bu Hükümet, Ankara’da ve İstanbul’da akan masum kanlarının mesulü olan bir Hükümettir. Evvelâ bu kanın hesabını versin, ondan sonra bu memleketi idareye lâyık olduğuna vicdanla­rınız kanaat getirirse, mesuliyeti üzerinize alır,tatile gidersiniz. Aksi halde dünya ve âhirette kimseye sizin söz söylemeye yüzünüz kalmaz.      B u      y ü z d e n     d o ğ a c a k  mesuliyetler, iktidar me­busları olarak omuzlarınızdadır. (…)1960 Türkiye’sini bugün 1923 – 1926 Türkiye’sinin şartları içinde yaşat­mak istiyorsunuz. Siz milletin haklarını çiğner­ken, gençler bir protesto mitingi, nümayişi yap­mamış olsalardı, Türk Milleti için bu utanıla­cak bir hal olurdu. (Sağdan, şiddetli alkışlar, bravo, sesleri)

REÎS — Bölükbaşı Bey lütfen.

OSMAN BÖLÜKBAŞI (Devamla) — Soldan bir zat seçim gösterecektir, diyor. Seçim gösterecekmiş, hangi seçim? Seçim dünyanın neresinde yok ki, komünist memleketlerde de seçim vardır, neticesi önceden belli seçimler vardır.Hür, emniyetli ve namuslu seçimi göze  alsaydınız zaten memleketi bu hale getirmezdi­niz. Bu memlekette gece uykularınızı kaçıran hâdiseler bir gün vukuhulursa bunun mesulleri sizler olacaksınız. Zulmünüz olmazsa ayaklan­ma olmaz. (Sağdan, şiddetli alkışlar, bravo, ses­leri).

REÎS — Reylerini kullanmıyan arkadaşları­mız varsa lütfen kullansınlar.. Oy toplama mu­amelesi bitmiştir. Mehmet Ali Arıkan.

MEHMET ALÎ ARIKAN (Mardin) — Muh­terem arkadaşlarım, Memle­kette katlü kıtal devam ederken, kan dökülür­ken siz hiçbir yere gidemezsiniz. (Sağdan; şiddetli alkışlar.

VAHAP DİZDAROĞLU (Mardin) (…)Memlekette cereyan eden hâdiselerde, ister bizlerin iddia ettiği gibi, va­tandaşların iddia ettiği gibi, Üniversite Senatosunun iddia ettiği gibi 30 u mütecaviz ölü­ler olsun; isterse Başvekil Adnan Menderes tarafından İzmir’de söylediği gibi yalnız bir tek kişi yaralandı ve tank üzerinden düşerek öldü denmiş olsun, ortada bir hakikat vardır.(…) Siz şimdi Meclisi tatil edeceksiniz, Hükü­meti icraatında tamamen serbest bırakacaksı­nız. Yeni yeni zulümlerin ve işkencelerin yapılmasına sebebiyet vereceksiniz.

Memlekette cereyan eden bu vahim hâdi­seler için Hükümeti serbest bırakacak ve yeni zulümlerin işkencelerin sebebi olacaksınız, ta­rih önünde de mesul olacaksınız.

Memlekette zulme alet olanların kurtuluş yolu yoktur.

Arkadaşlarım, Türk Milleti er geç haksızlıkların, vicdansız ve kanun dışı muamele yapanların cezasını verecektir. (Sağdan bravo sesleri, alkışlar.)

————————————————————————————————;

Yazarın notu: Demokrat Parti Gurup Başkan Vekillerinden Denizli Milletvekili Dr. Baha AKŞİT’in ” İsimlerini     vermezsen namussuzsun. ” sözleri, ne tarih nede millet önünde cevaplanamamıştır. Hiç şüphe yok ki İlahi Adalet, bütün bunları  muhakeme eden ve hüküm verendir.

************

1960 yılı mali bütçesi TBMM Müzakerelerinde Hükümet Üyelerinin ve Demokrat Parti Milletvekillerinin konuşmalarından alıntılar. Derleme: Samet OCAKOĞLU  LİNK:https://sametocakoglu.wordpress.com/2013/07/25/1960-mali-yili-butce-muzakerelerinde-demokrat-parti-sozculerinin-konusmalari-derleyen-samet-ocakoglu/

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: